pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 PEYGAMBERLERİN HAYATLARI: HZ. ZÜLKİFL(AS)IN HAYATI

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

29 Ekim 2021 Cuma

HZ. ZÜLKİFL(AS)IN HAYATI

HZ. ZÜLKİFL(AS)IN HAYATI
Benî İsrâîl peygamberidir. Elyesa’ -aleyhisselâm-’ın amcasının oğludur.
Rivâyetlere göre, ismi Bişr olup Zülkifl lakâbıdır. Bu lakab, kendisine Elyesa’ -aleyhisselâm-’dan sonra, dînin emirlerini İsrâîloğulları’na bildirmeye kefîl olup, bir de zamanındaki peygamberlerin amellerini işleyip kat-kat sevâba nâil olduğu için verilmiştir. Nitekim Arapça’da “zü” sâhip, “kifl” de kefâlet (kefillik), nasîb, kısmet, kat (misil) gibi mânâlara gelir. Bu lakap ile, dünyevî zenginlik ve kısmetler değil, üstün kişilik husûsiyetleri ve âhiretteki yüksek dereceler kastedilmektedir.
İbn-i Abbâs -radıyallâhu anh-’tan şöyle bir rivâyet vardır:
HADİS: “Allâh Teâlâ, İsrâîloğulları peygamberlerinden birine, lutfetmiş olduğu nübüvvetin yanında bir de mülk ve saltanat verdi. Bu peygamberin vefâtı yaklaştığında, O’na rûhunu kabzedeceğini vahiyle bildirdi:
«Mülkümü, İsrâîloğulları’ndan geceleri sabaha kadar namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükmedecek birine ver!» buyurdu.
Bu peygamber, kendisine verilen emri, İsrâîloğulları’na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp:
«–Bu işe ben kefil olurum! Bu vazîfeyi üstlenirim!» dedi.
Peygamber o gence
«–Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var; sen otur!» dedi.
Sonra ikinci defa aynı teklifi yaptı, yine o genç:
«–Ben kefil olurum.» dedi. Üçüncü defa aynı teklif tekrarlanınca, cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine teklifi yapan peygamber, yerine onu kefil bırakıp mülkünü ona verdi. Bu genç, Bişr idi.”
Şeytan, bu gence hased etti. Gencin üstlendiği vazîfeyi gerçekleştirememesi için çeşitli hîleler yaptı. Fakat o, iblîs’in vesveselerine meyletmeyerek, yüklendiği emâneti lâyıkıyla taşıdı. Gayreti eksiksizdi. Bu sebeple kendisine “Zülkifl” denildi.
Allah’ın kitabı ve mukaddes Kur’anı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden biride şüphesiz Hz Zülküf aleyhisselamdır. Hz Zülkifl hayatı kaçımız okuduk veya Hz Zülkifl peygamber hakkında ne kadar bir bilgiye sahibiz. Hiç okudunuz mu? Hz Zülkifl kısaca‘da olsa hayatını. Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, Zülkifl’in peygamber olmadığını söyleyenler olmuşsa da, İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre peygamberdir ve geçerli olan görüş de budur. Âyette geçen “Zülkifl” adi değil lakabıdır ve “nasip ve kısmet sahibi” anlamına gelir. Fakat burada dünyevi zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl’dir. Âlimlerin bir kısmi da onun Eyyub (a.s)’in kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip degildir. Onun gerçek adi hakkında çok farklı rivayetler vardır. Kur’ân’da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir. Kur’an’da Eyyub’un kıssası anlatıldıktan sonra, peygamberlerden bazıları anılır ve onlar övülür. Bu peygamberden biri de, Zülkifl’dir.
Taberi’de yer alan bir rivayete göre Zülkifl Şam’da otururdu. Oradaki halkı Allah’a inanmaya, O’na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada yaşamını yitirdi
Kur’an’da Enbiyâ ve Sâd Surelerinde kendisinden bahsedilmektedir: وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ الصَّابِرِينَ وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا إِنَّهُم مِّنَ الصَّالِحِينَ “Ve Hz. İsmail ve Hz. İdris ve Hz. Zülkifli; hepsi sabredenlerdendir.Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.(Enbiya, 85 ve 86).
(Sad, 38/45, 46, 47, 48).”Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshâk’ı ve Yâkub’u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık. Onlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır. İsmâil’i, Elyesâ’i, Zülkifl’i de an. Hepsi de iyilerdendir”
Allah’ın İsrâiloğulları’na gönderdiği peygamberlerden Elyesâ’nın eceli gelip vefâtı yaklaşınca; Allah, rûhunu kabzedeceğini vahiyle bildirdi ve 
ELYESA(AS) ZÜLKİFL(AS)I KENDİNDEN SONRA VARİS PAYGAMBER SEÇMİŞTİR
’Mülkünü, İsrâiloğulları’ndan gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükmedecek birine ver.’ buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri İsrâiloğulları’na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: ’Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.’ dedi. Peygamber, o gence; ’Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.’ dedi. Sonra 2. kez aynı teklifi yaptı. O genç, yine ’Kefil olurum.’ dedi. Üçünce kez aynı teklif tekrarlanınca cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesâ, onun yerine halife bıraktı. Bu genç, Bişr idi. Bu yüzden de o gence “Zülkifl” lakâbı verildi.
Bu genç, aldığı görevi eksiksiz olarak yerine getirmek için çalışırken İblis (Şeytan) onu kıskandı ve bu görevi yaptırmamak için çeşitli hilelere baş vurdu. Fakat bu genç İblisin hilelerine aldanmadan aldığı görevi eksiksiz yerine getirdi. Bu hâlinde dolayı Allah’a şükür etti.
Hz. Zülkifl, geceleri uyutmayı garanti etmesi nedeniyle, gündüzleri kaylûle (Güneş’in tepede olduğu zamanda, öğleyle ikindi arasında) bir miktar uyurdu. İblis, kendi yardımcılarını ona gönderir, onu yoldan çıkarmaya ve verdiği sözden döndürmeye gayret eder; fakat başarılı olamazdı (başaramazdı). yardımcılar, âciz kaldığı zaman bizzat kendisi geldi. Gündüz uykusuna yatmak üzereyken kapısını çaldı. “Kim o?..” İblis; “Hakkı çiğnenen mazlûm bir ihtiyar.” Hz. Zülkifl, kapıyı açtı ve “Derdin nedir?” dedi. İblis; “Kavmimle aramızda bir anlaşmazlığımız var. Onlar, bana zulmettiler. Şunları şunları yaptılar…” diyerek uzun uzadıya bir şeyler anlattı. Uyku vakti geçmiş, Hz. Zülkifl’in uykusu dağılmıştı. İblis’e; “Ben, hüküm vermek üzere olduğum zaman gelir, beni bulursun.” dedi.
Adam (İblis), ertesi gün muhakeme zamanında gelmedi. Yine keylûle zamanı, tam yatacağı sırada geldi ve kapıyı çaldı. Zülkifl, sordu; “Neden o zaman gelmedin?” İblis, cevap verdi: “O zaman gelsem, onla senden korkuyor ve hakkını vereceğiz diyorlar. Senden ayrılınca da bana cefa ediyorlar.” Zülkifl; “Sen, yarın muhakeme zamanı gel.”
Adam (İblis), yine gelmedi. Fakat Zülkifl de iyiden iyiye uykusuz kalmıştı. Adamlarına kimsenin kendisini rahatsız etmemesini tembih ettikten sonra yerine yattı. İhtiyar, tekrar geldiyse de içeri bırakmadılar. Bu defa melûn, doğrudan içeri girdi ve gürültü çıkardı. Zülkifl, başını kaldırdı, yine oydu. Kapı, hâlâ kilitlediği gibi durmaktaydı. Bu defa onun Şeytan olduğunu anladı. “Sen, Allah’ın düşmanı İblis misin?” dedi. “Evet, beni her zamanki gibi âciz bırakmıştın. En son bu yola başvurdum. Belki kızdırabilirim dedim; fakat başarılı olamadım.”
Yukarıdaki rivayetlerde hüküm verirken kızmama prensibi pek hoş, pek güzel bir şey ise de geceleri hiç uyumamak ve gündüzleri oruç tutmak, İslam dininin getirdiği ölçüler içinde düşünülürse, hoş bir şey değildir. Gerçekten de Hz. Muhammed’in en çok birgün oruç tutmak ve birgün tutmamaya izin verdiğini ve buna “Savm-ı Dâvûd” (Davut Peygamber’in orucu denildiğini, bunun ötesinde meşrû bir oruç bulunmadığını biliyoruz. Fakat Hz. Zülkifl’in Kurân’da peygamberlerin sırasında zikredilmiş olması göz önünde tutulursa, onun peygamber olduğu hakkında şüphe ve tereddüt kalmaz.
Allah, Zülkifl’e peygamberlik görevi verdi. Zülkifl, Musa’nın dininin emir ve yasaklarını insanlara bildirdi. Tevrât’ı okuyup hükümlerini yerine getirdi. Tebliğ görevini hakkıyla yerine getirdikten sonra Şam beldelerinden birinde yaşamını yitirdi.
Taberî’de yer alan bir rivayete göre Zülkifl, Şam’da otururdu. Oradaki halkı Allah’a inanmaya, O’na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada yaşamını yitirdi.
Zülkifl da, Musa’nın yasasıyla amel etmiş, insanlara Tevrât’ın emir ve yasaklarını bildirmiştir.
KUR'AN O'NDAN NASIL BAHSEDİYOR?
Hazret-i Zülkifl hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de iki âyet-i kerîme vardır:
وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ وَكُلٌّ مِنْ اْلأَخْيَارِ
AYET: “(Ey Rasûlüm!) İsmâîl’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de hatırla! Hepsi de en hayırlı kimselerden idi.” (Sâd, 48)
وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِنَ الصَّابِرِينَ . وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا إِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِحِينَ
AYET: “İsmâîl, İdrîs ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da hatırla! Onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar sâlihlerdendi.” (el-Enbiyâ, 85-86)
Zülkifl -aleyhisselâm- da, Mûsâ -aleyhisselâm-’ın şerîati ile amel etmiş, insanlara Tevrât’ın emir ve yasaklarını bildirmişti.
Hz. ZÜLKİFL (a.s)
Kur'ân'da adı geçen peygamberlerden biri.
Kur'ân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. Şüphesiz onlar salih olanlardandı" (el-Enbiyâ, 21/85, 86).
Âyette geçen "Zülkifl" adı değil lakabıdır ve "nasib ve kısmet sahibi" anlamına gelir. Fakat burada dünyevî zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Onun gerçek adı hakkında çok farklı rivayetler vardır. Yahudiler O'nun, İsrailoğullarının esâreti sırasında peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur ırmağı yakınlarında bir bölgede yapan Hereksel olduğunu iddia etmişlerdir. Âlimlerin bir kısmı da onun Eyyub (a.s)'ın kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip değildir.
Zülkifl (a.s)'ın peygamber olmadığını söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüş de budur.(1)
Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kıssasını arzettikten sonra, peygamberlerinden bazılarını anmış ve onları övmüştür. İnsanları tevhide çağıran, Allah'ın sevgi ve övgülerini kazananlardan biri de bu peygamberlerden biri de, Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli şöyledir:
"Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshâk'ı ve Yâkub'u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık. Onlar bizim yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır. İsmâil'i, Elyesâ'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir." (Sad, 38/45, 46, 47, 48).
Taberî'de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) Şam'da otururdu. Oradaki halkı Allah'a inanmaya, O'na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada vefât etti.(2)
Zülkifl Aleyhisselâm'a; Rum toprağındaki halk, iman ettiler, tâbi oldular ve kendisini, doğruladılar.
Bunun üzerine, Yüce Allah, onlara, Allah yolunda cihad etmelerini, emredince, bunu, yerine getirmekten kaçındılar ve zaa'f gösterdiler:
"Ey Bişr! Biz, hayatı sever, ölümü, sevmeyiz. Bununla beraber, Yüce Allâh’a ve Onu Resulüne âsi olmaktan da, hoşlanmayız. Eğer, ömürlerimizi, uzatmasını ve ancak, biz, dilediğimiz zaman, bizi öldürmesini, Allâh'dan dilersen, Ona, ibadet ve Onun düşmanları ile cihad ederiz!" dediler.
Zülkifl Aleyhisselâm, onlara:
"Siz, benden, büyük bir şey istediniz. Bana, ağır teklifte bulundunuz." dedi.
Sonra, kalkıp namaz kıldı ve:
"Ey Allah'ım! Sen, Elçilik vazifelerini tebliğ etmemi, bana, emrettin, tebliğ ettim.
Düşmanlarınla, cihad etmemi, emrettin.
Sen de, biliyorsun ki, ben, kendimden başkasına güç yetirmeğe mâlik değilim.
Kavmimin, bu hususta benden istediklerini, Sen, benden daha iyi biliyorsun.
Beni, benden başkasının günahı ile muâhaze etme!
Ben, Senin gazabından rızâna, ukubetinden affına sığınırım!" dedi.
Yüce Allah, Zülkifl Aleyhisselâma:
"Sen kavmine, benim, onlar için seçtiğimin, kendilerinin, kendileri için seçtiklerinden daha hayırlı olduğunu öğretmedin mi?" diye vahy etti.
Bunun üzerine, onlar, ecelleri sonunda ölmeye razı oldular ve ecellerinde öldüler.
Zülkifl Aleyhisselâm, Şam'da vefat etti. Vefat ettiği zaman, yetmiş beş yaşında idi. Ona ve bütün peygamberlere selâm olsun! (3)Zülkifl (a.s.)'ın makamı, bir süre ikamet ettiği yer ve kabri Diyarbakır'da bulunmaktadır. Zülkifl (a.s.)'ın, Hz. Eyyûb (a.s.)'ın oğlu Bişr olduğu ve Hz. Eyyûb (a.s.)'dan sonra kendisine peygamberlik görevi verildiği; halkı, Allah'ın birliğine davet etmesinin emre dildiği kaynaklarda zikredilmektedir.
Kur'ân-ı Kerim'de, iki ayette, diğer bazı peygamberlerle birlikte Hz. Zülkifl (a.s.)'ın da adı zikredilmiş ve onların bazı özellikleri şöyle açıklanmıştır: "Ve İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i hatırla ki, onların hepsi sabredenlerdendi. Ve bu yüzden onların hepsini rahmetimizle kuşatmıştık; onlar gerçekten dürüst, erdemli ve sâlih kimselerdi." (Enbiyâ, 85-86). "İsmail'i, Elyesa'yı ve Zülkifl'i hatırla; onların tamamı, seçilmiş hayırlı kimselerdendi." (Sâd, 45).
"Zülkifl isminin" bu ayetlerde peygamberlerin isimleriyle birlikte zikredilmesi, sabredenlerden, seçilmişlerden ve Allah tarafından ödüllendirilenlerden olduğunun belirtilmesi, onun da peygamber olduğunu gösteren bir delil olarak değerlendirilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de ve güvenilir hadis kaynaklarında peygamber olduğuna işaret edilen başka bir bilgi bulunmamakla Hz. Zülkifl (a.s.) hakkındaki meşhûr görüş onun peygamber olduğudur.
Bazı kaynaklarda Hz. Zülkifl (a.s.)'ın Anadolu ve Suriye bölgesinde yaşadığı, 75 veya 95 yaşlarında öldüğü zikredilmektedir. Bir rivayete göre Hz. Elyesa' (a.s.), kendisinden sonra insanları yönetecek birini yerine getirip, nasıl icraatta bulunacağını görmek ister ve ileri sürdüğü üç şartı kabul eden kimseyi yerine tayin edeceğini açıklar. Bu şartlar; gündüzlerin oruçla, gecelerin ibadetle geçirilmesi ve kızıp öfkelenilmemesi şeklindedir. Bu şartları yerine getireceğini söyleyen şahsın teklifini birinci gün reddeden Hz. Elyesa' (a.s.), ertesi gün de şartlarını tekrar eder ve aynı şahıs bu defa da şarlan yerine getirmeye talip olunca onu bu göreve seçer. İşte Elyesa' Peygamberin ölümünden sonra onun makamına oturan ve verdiği sözleri yerine getirdiği için "Zülkifl" lakabı ile anılan bu gencin Hz. Eyyûb (a.s.)'m oğlu Bişr olduğu kaynaklarda geçmektedir.
Hz. Zülkifl (a.s.)'ın mezarının Eğil ilçesinde, makamının ise Ergani'de olduğu kabul edilmektedir. Bu konuda 1301/1883, 1308/1890 ve 1318/1900 tarihli Diyarbakır Salnameleri'nde Nebî Zülkifl (a.s.)'ın makamının Ergani'de bulunduğu ve bu makamın müzeyyen bir surette tamir ve tefriş edildiği bilgisi bulunmaktadır. 1316/1898 tarihli Salnâme'de ise Hz. Zülkifl (a.s)'ın kabr-i şerifinin en doğru rivayete göre Ergani'de olduğu da belirtilir. Bazı araştırmacılar da Hz. Zülkifl (a.s.)'ın kabrinin Ergani'de olduğunu ileri sürmektedir.
Asırlardan beri kökleşmiş bir şekilde Hz. Zülkifl (a.s.)'ın kabir ve makamının Diyarbakır'da olduğuna ise kuvvetle inanılmaktadır. Güneydoğu Anadolu bölgesinde Zülküf isminin yaygın kullanılmasında bu inanışın etkili olduğu söylenebilir.
Buna karşın Hz. Zülkifl (a.s.)'ın kabrinin Şam'da olduğu görüşünü ileri süren araştırmacılar da bulunmakta ise de Zülkifl (a.s.) kabr-i şerifinin Eğil'de, makamının ise Ergani ilçesinde bulunduğu görüşü kaynaklara ve yöre halkının bu yöndeki kabulüne daha uygun düşmektedir. Bu görüşümüzü aşağıda aktarılan "Peygamber naaşların nakli" bilgileri de doğrulamaktadır.
ZÜLKİFL(AS) IN NAAŞI
Dicle Barajı'nın yapılmasıyla birlikte, Eğil ilçesinde baraj gölü havzasında kalan, Elyesa' ve Zülkifl Peygamberlerin naaşları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün işbirliği neticesinde 13-16 Eylül 1995 tarihleri arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce Kale mahallesi, Nebî Harun Tepesi'nde yaptırılan türbeye nakledilmiştir.
Hz. Zülkifl (a.s.)'ın naaşının nakli için çalışmalara Nebî Elyesa' (a.s.)'m naaşının naklinden sonra başlanmıştır. Bu nakilde görev alan kişiler, Hz. Zülkifl (a.s.)'m naaşının bulunduğu mezarın açılmasında, mezarın, dönemin çimentosu olarak bilinen Kels-i hacer adlı bir madde ile kaplı olduğu için çok zorlanıldığını ifade etmişlerdir. Hz. Zülkifl (a.s.)'ın naaşı, 15-16 Eylül 1995 tarihleri arasında Eğil İlçesinde, Kale Mahallesinde önceden hazırlanan türbeye nakledilmiştir. Heyette bulunanların Hz. Zülkifl (a.s.)'m naaşının çürümediğini gördükleri hususundaki ifadeleri basında yer almıştır.
Nebî Elyesa' (a.s.) ve Nebî Zülkifl (a.s.)'ın naaşlarının çürümemiş olması, Hz. Peygamber'in (s.a.v.), "Cenabı-ı Hak, toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram etmiştir" hadis-i şerifi ile irtibatlandırılmıştır.
Eğil ilçesinde bulunan Nebî Zülkifl (a.s.)'m kabrinin bulunduğu türbesinin bakımı ve gelen ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için Eğil İlçe Müftülüğünce Elyesa Camii İmam- Hatibi görevlendirilmiş olup haftanın yedi günü görev mahallinde bulunmaktadır.
Nebi Harun Tepesi'nde bulunan bu türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında "Zülkifil (Zülküf) Peygamber Türbesi" adı ve 21.06.02/05 envanter numarası ile "Türkiye Kültür Mirasları" arasında kayıtlıdır. Ayrıca türbe, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 12.06.1991 tarih ve 791 sayılı kurul kararı ile tescillenmiş ve korumaya alınmıştır.
Hz. Zülkifl (a.s.)'ın makamı (bir süre kaldığı yer), Ergani ilçesinin 6 km. kuzeyinde bulunan "Zülküfil" veya "Makam" ismi verilen dağın zirvesindedir.129 924/1518 ve 937/1530 tarihli Osmanlı Tahrir Defterlerinde Hz. Zülkifl (a.s.)'m türbesi ve türbeye vakfedilen gelir hakkında bilgiler bulunmaktadır.
1307/1889 yılında Diyarbakır'da bulunmuş olan Arif Paşa, Seyahatnamesinde Ergani kasabasına gittiklerinde ilk önce Hz. Zülkifl (a.s.)'m makam-ı mukaddeslerini ziyaret ettiklerini ifade ederek türbe ve türbenin çevresini ayrıntılı olarak tasvir etmektedir.
Ali Emirî Efendi (ö. 1924) ise Osmanlı Vilâyât-ı Şarkıyyesi adlı eserinde 1297/1879 yılında Abidin Paşa ile Elazığ'a giderken Ergani'ye uğradıklarını, Zülkifl (a.s.)'ın makamını ziyaret ettiklerini ifade etmektedir.
Mescid, türbe ve zaviyeden oluşan Zülkifl Nebi Zaviyesi hakkında, ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığına dair kesin bilgilerden yoksun olsak da, yapının 924/1518 tahririnde vakıf kaydının bulunması, Osmanlı döneminden eskiyi işaret etmektedir. 924/1518 yılı Tahrir Kayıtlarına göre vakfın geliri ismi kaydedilmeyen bir mezranın mahsulünden sağlanmaktadır. 1285/1868 yılında Diyarbakır valiliğine atanan Kurt İsmail Paşa, Zülkifl Nebî Türbesi'ni ziyarete gelenler için buraya ziyaretçilere mahsus bir daire ile sarnıç inşa ettirmiştir.
Hz. Zülkifl (a.s.)'ın makamındaki 16. yüzyıla ait mermer kolonlu mescidin 1936 yılında yıktırıldığı, 1958-1959 yıllarında ise Ergani Hayır Cemiyeti tarafından yeniden yapıldığı ifade edilmektedir. İçinde Hz. Zülkifl (a.s.) makamı bulunan ve türbe olarak adlandırılan bu yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce 09.06.2008 tarihinden itibaren orijinali muhafaza edilmek kaydıyla restore edilmeye başlanmış ve tamamlanmıştır. Bu binanın içerisinde yaklaşık 20-30 kişinin namaz kılabileceği küçük bir mescid de bulunmaktadır. Türbe ziyarete sürekli açık olup hafta sonu ziyaretçi sayısı artmaktadır. Yıl boyu tahmini ziyaretçi sayısı 50 bin civarındadır. Türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında "Zülküfil Nebi Türbesi" adı ve 21.07.01/08 envanter numarası ile "Türkiye Kültür Mirasları" arasında kayıtlıdır. Ayrıca türbe, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 20.02.1991 tarih ve 656 sayılı kurul kararı ile tescillenmiş ve korumaya alınmıştır.
Yöre halkı tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edilen Ergani ilçesinde bulunan türbe/makamın bakımı, muhafazası ve gelen ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için haftada üç gün (Perşembe, Cumartesi ve Pazar) Ergani ilçe Müftülüğünce kadrolu bir görevli geçici olarak görevlendirilmiştir.
Zülkifl, Türk insanınca Salih amelli, adaletli, bol ibadet eden ve asla sinirlenmeyen bir peygamber olarak bilinir. Hz. Zülkifl'in türbesinin Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde olduğu kabul edilir. Bolluk, bereket ve salih evlat isteyenler tarafından sürekli ziyaret edilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder