pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 PEYGAMBERLERİN HAYATLARI: HZ. İLYAS(AS)IN HAYATI

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

29 Ekim 2021 Cuma

HZ. İLYAS(AS)IN HAYATI


HZ. İLYAS(AS)IN HAYATI
Hz. İlyas (as), Kur'an-ı Kerîm'de ismi geçen peygamberlerden biri. Hz. Musa (a.s)'dan sonra gelen nesebi Hz. Harun (a.s)'a dayandığı rivayet edilen İsrailoğulları peygamberinden.
Hz. Musa (as)'dan sonra İsrailoğullarının çeşitli boyları Şam civarına yerleşmiştir. Şam bölgesindeki "Bek" şehrine yerleşen ve zamanla Allah'a isyan ederek haddi aşan bir Benu İsrail kabilesine Hz. İlyas (a.s)'ın gönderildiği rivayet edilmektedir. İlyas (a.s) Kur'an-ı Kerîm'de iki değişik sûrede anılmıştır. Bir yerde diğer peygamberler ile birlikte ismi geçmiştir:
AYET: "(İbrahim'e) Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da bağışladık. Hepsi salihlerdendi."(Enbiya, 21/85).
Diğer sûrede ise İlyas (a.s)'ın kıssası özetle anlatılmıştır. Musa ve Harun (a.s)'dan bahsedilmiş, onların Allah'ın salih kulları olduğu anlatıldıktan sonra İlyas (a.s)'ın kıssasına geçilmiştir:
AYET: "Muhakkak İlyas da peygamberlerdendi." (Sâffat, 37/123).
Bu ayet-i kerime İlyas (a.s)'ın etrafında Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından oluşturulmuş olan efsanevî kimliği aralamakta, onun Allah'ın diğer peygamberleri gibi bir peygamber olduğunu anlatmaktadır.
Buhârî, Kitâbu'l-Enbiyâ bölümünde İlyas (a.s) için bir bab açmış ve onun kıssasını anlatan es-Sâffât suresindeki ayetleri bu babda zikretmiştir. İbn Mes'ûd ve İbn Abbas'ın rivayetine göre Hz. İlyas ile İdris (a.s) aynı şahıstır. (Buhârî, Enbiyâ, 4). İdris (a.s) da Nuh (a.s)'ın babasının dedesidir. (Buhâri, Enbiyâ, 5).
İlyas (a.s) peygamber olarak gönderildiği insanları dine davet etmiştir:
AYET. "(Hz. İlyas) milletine; "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan, sizin de Rabbınız önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Ba'l putuna mı taparsınız?" demişti." (Sâffât, 37/124-126).
Ayet-i Kerime'de geçen "Ba'l" o kavmin tapındığı putun ismidir. Oturduğu şehirlerinin ismi "Bek" olan bu halkın, tapındıkları puttan dolayı şehirlerinin isminin "Ba'lebek" olduğu rivayet edilmektedir.
Rivayete göre Hz. İlyas (as) İsrailoğullarına Hızkil (a.s)'dan sonra gönderilmiştir. İnsanları Allah'a imana çağıran Hz. İlyas (as), kavminin Ba'l putuna tapmamasını emretmiştir. O bölgenin kralı önce iman etmesine rağmen daha sonra irtidat ederek Hz. İlyas (a.s)'ı öldürmeye kalkmıştır. Hz. İlyas (as) yedi sene kadar dağlarda bayırlarda dolaşmış, insanları Tevrat'ın emirlerine davet etmiş, iman etmemeleri üzerine, o beldeye üç yıl hiç yağmur düşmemiştir. Daha sonra Hz. İlyas (as)'ın duasıyla yağmur yağmasına rağmen yine İlyas (a.s)'a iman etmemişlerdir.
Kendisinden sonraki Benûisrail peygamberlerinden Kur'an'da ismi zikredilen Elyasa (a.s)'ı Hz. İlyas (as) yetiştirmiştir. Rivayete göre kavminin imansızlığına kızan İlyas (a.s), Allah Teâlâ'dan kendisini gökyüzüne kaldırması için dua etmiş, bunun üzerine belirlenen bir yerde yanında Elyasa (a.s) da varken gökten gelen ateş gibi bir ata binip havalanmış, nübüvvet simgesi olarak da aşağıda kalan Elyas'a hırkasını atmış ve semâya refedilmiştir.
Ancak şurası unutulmamalıdır ki bu rivayetler İsrailoğullarının Tevrat kökenli rivayetleridir. İşin doğrusunu en iyi Allah bilir (İbn Kesîr, Tefsiru'l Kur'ani'l Azîm, VII, 31). İbn Ke­sir, İsrâiliyâttan olan bu rivayetlerin bütünüyle yalanlanamasa da sıhhatinin çok uzak bir ihtimal olduğunu söyler. (el-Bidâye, 1,338.)
Hârûn -aleyhisselâm-’ın neslindendir. Benî İsrâîl’e gönderilen peygamberlerdendir. Allâh Teâlâ buyurur:
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
AYET: “Şüphe yok ki İlyâs da peygamberlerdendir.” (es-Sâffât, 123)
İsrâîloğulları Filistin’i ele geçirince, kabîlelerden biri Ba’lbek’e yerleşmişti. Başlarında zâlim bir hükümdar vardı. Rivâyete göre, şehrin ismi önceleri Bek idi. Ancak bu zâlim kral, Ba’l adında bir put yaptırdı ve halkı bu puta tapmaya zorladı. Ve Ba’l ile Bek ismi birleşerek, bu şehre Ba’lbek[1] denildi. İşte Hazret-i İlyâs, tevhîdden uzaklaşıp şirke düşenleri Hakk’a dâvet etmek üzere, bu beldeye peygamber olarak gönderildi.
HZ. İLYAS KURTULUŞA ÇAĞIRIYOR!
Halkın taptığı put, yaklaşık on metre büyüklüğünde idi ve altından yapılmıştı. İlyâs -aleyhisselâm- bunlara:
“Ba’l putuna tapmaktan vazgeçiniz! Her şeyin yaratıcısı olan Allâh’a îman ve ibâdet ediniz!” diyordu.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَلاَ تَتَّقُونَ . أَتَدْعُونَ بَعْلاً وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ. اللهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ آبَائِكُمُ اْلأَوَّلِينَ
AYET: “(İlyâs) milletine: «Allâh’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Yaratanların en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allâh’ı bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız?» dedi.” (es-Saffât, 124-126)
Fakat İsrâîloğulları, İlyâs -aleyhisselâm-’ın nasihatlerini dinlemediler. Onu bulundukları beldeden dışarı çıkardılar. Bu sebeple başlarına türlü musîbet ve belâlar geldi. Nihâyet hakîkati anlayıp Hazret-i İlyâs’ı buldular. Kendisine îmân edip bütün sıkıntılardan kurtuldular.
Lâkin azgın bir kavim oldukları için dinde sebât etmeyerek tekrar isyâna sürüklendiler, doğru yoldan ayrıldılar. Hazret-i İlyâs, kendilerine tekrar tekrar nasihat etti ise de, dinlemediler. Bunun üzerine emr-i ilâhî ile İlyâs -aleyhisselâm- aralarından ayrıldı. Hepsi perişan oldular. Dünyâda da âhirette de cezâ ve azâba dûçâr kılındılar. Allâh Teâlâ buyurur:
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ . إِلاَّ عِبَادَ اللهِ الْمُخْلَصِينَ
AYET: “İlyâs’ı yalanladılar. Onun için Allâh’ın ihlâslı kulları müstesnâ; onların hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.” (es-Sâffât, 127-128)
HZ. İLYAS BA'LBAK'DEN AYRILIYOR
İlyâs -aleyhisselâm-, Ba’lbek’ten ayrıldıktan sonra, bir köye uğradı. Oradaki insanları îmâna dâvet etti. Onlar da, bu ilâhî dâveti kabûl ederek kendisinin yanlarında kalmasını istediler. İlyâs -aleyhisselâm-, ihtiyar bir kadının evinde misâfir oldu. Kadının hasta bir oğlu vardı. Hazret-i İlyâs, iki rekat namaz kılarak çocuğun şifâ bulması için Allâh’a duâ etti. Çocuk iyileşti. Sonra İlyâs -aleyhisselâm-’ın yanından hiç ayrılmadı. O’ndan Tevrât’ı öğrendi. İsmi Elyesa’ idi.
Hulâsa İlyâs -aleyhisselâm- da “kubbede hoş bir sadâ” bırakarak yüce Rabbine kavuştu. İlâhî lutuf ve iltifâta mazhar oldu. O’nun hakkında âyet-i kerîmelerde şöyle buyruldu:
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي اْلآخِرِينَ . سَلاَمٌ عَلَى إِلْ يَاسِينَ . إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ . إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
AYET: “Sonra gelenler içinde kendisine iyi bir ün bıraktık. «İlyâs’a selâm olsun!» dedik. Şüphesiz Biz ihsan sâhiplerini, işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü O (İlyâs, elbette) Biz’im mü’min kullarımızdandı.” (es-Sâffât, 129-132)
EY ALLÂH’IN PEYGAMBERİ! ÖLÜMDEN Mİ KORKTUN
Rivâyet olunur ki İlyâs -aleyhisselâm-, ölüm meleği olan Azrâîl’i görünce dehşet içinde ürperdi. Azrâîl -aleyhisselâm- da, bunun sebebini merak ederek:
“−Ey Allâh’ın Peygamberi! Ölümden mi korktun?” diye sordu.
İlyâs -aleyhisselâm- cevâben:
“−Hayır! Ölümden korktuğum için değil, dünyâ hayâtına vedâ edeceğim için bu hâldeyim…” dedi.
Sonra şöyle devâm etti:
“−Dünyâ hayâtında Rabbime kulluk yapmaya, iyilikleri emredip kötülüklerden men etmeye gayret ediyor, vaktimi ibâdet ve amel-i sâlihle geçiriyor, güzel ahlâk ile yaşamaya çalışıyordum. Bu hâl benim huzur kaynağım oluyor, gönlüm sürur ve mânevî neş’elerle doluyordu. Ölünce bu zevkleri ve lezzetleri yaşayamayacağım ve kıyâmete kadar mezarda rehin kalacağım için üzülmekteyim!” dedi.
Aleyhisselâm!..
Cenâb-ı Hak, dünyâ hayâtımızı istikâmet üzere geçirip kendisine yakın bir kul olmayı ve fânî lezzetlere aldanmayarak ukbâ saâdetine nâil olmayı cümlemize nasîb eylesin!..
Âmîn!
Kur'an'da iki defa adı geçer, Ert'am sûresinde (6/85) Zekeriyya, Yahya ve Isa (a.s.) ile birlikte, başkaca tafsilat verilmeksizin,, "saİihun',' dan biri olarak zikredilir. Saffat Şûresi'nde ise (3,7/^123-132) O'nun peygamber oluşu yanında, kısaca puta ta­pan kavmine yaptığı inzarlarma ve. Allah katındaki iyi haline işaret edilir. Hz. Pey-gamber'in hadislerinde, ise, îlyas, ismineçok az tesadüf edilir.
HZ İLYASIN(AS) BAZI MUCİZELERİ
İlyas, Hazakıyel'den sonra peygamber olmuştur.Müslüman tarihçilerin he­men tamamiyle Ehl-i Kitab'a dayanarak bildirdiklerine göre, küçüklüğünde mey­dana gelen bir hadise üzerine dağlara kaçıp ömrünün kırkıncı yılına kadar vahşilerve yırtıcılar arasında yaşayan İlyas'a peygamberlik yerildi ve her biri bir kasaba­dan daha büyük olan yetmiş karyeye (köye ?) gitmesi emredildi. Son derece zalim ve cebbar insanlardan ibaret bu halka karşı kendisi ateş ve yırtıcı yaratıklarla des­teklendi ve 30 peygamber gücü verildi. İlyas, kral Ahabve karısı Ezbil'insalta­natları zamanında yaşıyordu. Rivayetlere göre Ahab, Üyas'ın yolundan gidiyordu; fakat İsrail Oğulları Bal isimindeki puta. tapıyorlardı. Günün birinde Ahab da, putlara tapan kralların en az kendisi kadar başarı elde ettiklerini öne sürerek, İlyas'tan yüz çevirdi. Bundan müteessir olan İlyas, Allah'tan kendisine yedi yıl yağ­murlara hükmetme kurdetini vermesini niyaz eyledi. Bu müddeti çok bulan Allah O'na.üç yıl izin verdi. Üç yıl her şeyi kasıp kavuran bir kuraklık ve kıtlık oldu. Bu müddet zarfında depolanmış erzakı bitiren İlyas'ın kavmi sırasıyla hayvanlarını, hayvan kemiklerini ve sonuçta da fare ve köpekleri yemeye mecbur oldular. Me­leklerin araya girmesiyle kuraklık sona erdi ve Allah O'nu merhametsizce nice masumun hayatına son vermiş olduğu için payladı. Bunun üzerine İlyas, İsrail Oğullarına kendi putlarından yardım dileğinde bulunmalarını, onlar niyazlarını karşılıksız bırakırlarsa, Allah'a iman etmelerini teklif etti. Putlar kendilerine tapan­ların dualarını duymadılar; buna karşılık İlyas'ın niyazı üzerine, kalkan şeklinde peyda olan buluttan ardı arkası kesilmeyen yağmurlar yağmaya başladı. Bolluk ve berekete kavuştular. Memleket hayatla doldu. Belalar uzaklaştı. Izdıraplı insanla­rın yüzü güldü. Buna rağmen İsrail Oğullan imana gelmediler; tevbe edip küfürle­rinden vazgeçmediler. Eskisinden daha beter bir tarzda küfürlerine devam ettiler. Kavminin bu duygusuzluğundan bezen İlyas, Allah'a kendisini bu dünyadan kur­tarması, katına çağırması niyazında bulundu. Yanında sadık müridi Elyesa ile dı­şarı çıktığı anda, kendilerine ateşten bir at geldi. Elyasa'ın hayret nidaları ve çığlık­ları arasında ata bindi ve yükseldi. Bu onların son görüşmeleri oldu. Bazı rivayetlere göre Allah İlyas'a kanat taktı; nurdan bir elbise giydirdi; O'ndan yemek ve içmek duygularını aldı. îlyas melekler arasına uçtu. Böylece hem insan, hem melek, hem yer ve hem gök yaratıklarından biri oldu.

İlyas kıssasını daha detaylı anlatan yazarlara göre Ahab'ın karısı Ezbil bütün mefsedetlerin başı olarak gösterilir: Memleket idaresine elini uzatmış bu kadın, tebdil gezer, muhakemelerde hazır bulunur, ata biner, kılıç kuşanır; hulasa bir kra­lın yaptığı her şeye özenir; yokluğunda kocasına vekalet ederdi. Kainatın en iffet­siz yaratığı olarak vasfedilen bu kadın uzun müddet yaşamış, yedi kralla evlenmiş ve bunların her birini kurduğu tuzaklara düşürerek öldürmüştür. Yetmiş çocuk doğurduğu söylenen bu kadın bir çok peygamberin de canına kıymıştır. Bu sayı­nın bir kaç kat kabarmasına, imanını gizli tutan mü'min veziri engel olmuştur. Gö­zü tuttuğu mallan gasbeden bu kadın, bu cümleden olarak kraliyet köşküne yakın bir bahçeyi sahibini öldürerek el koymuştur. Hz. îlyas, karısının teşviki ile kendisi­ni öldürmek isteyen kralın takibinden kurtulmak için kaçar ve yedi yıl kaya ko­vuklarında gizlenir. Bu firar olayından sonra kralın en sevgili oğlu hastalanır. Sayı­ları 400'e varan Ba'l rahibi, hastalığın sebebi olduğu öne sürülen İlyas'ı öldürmeyegiderler. îlyas'ın akıllıca hareketleri sonucu rahipler bir şey yapamadan geri döner­ler. Bundan sonra iman ettiklerini yalan yere iddia eden ve îlyas'ı Öldürmekten başka bir niyete sahip olmayan 50'şer kişilik iki grup yanarak mahvolurlar. Dör­düncü ve sonuncu kez yukarıda bahsi geçen mü'min vezir ile mel'unlardan müte­şekkil bir gurup daha îlyas'a giderler, Allah'ın irşadı ile İlyas bunlarla birlikte sara­ya gelir ve fakat tam bu sırada kralın oğlu ölür. Oğlunun telâşından İlyas'ı unutan kraldan, o da kaçıp tekrar ıssız yerlere çekilir.Kaynaklar İlyas'm, mevki sahibi bir kadının arzusu üzerine gösterdiği ateş mu­cizesi ile ölmüş bulunan Yunus İbn Metta ve Elyesa'ı diriltmiş olmasından bahse­derler. O ayrıca, ihtiyar bir kadının son derece a'zalmış bulunan un ve zeytin yağı­na bereket duası yapmış ve bu iki gıda maddesi yeter derecede çoğalmıştır.Daha önce de işaret edildiği gibi İlyas'în hayatı ve peygamber olarak gösterdiği faaliyetlerle ilgili rivayetler tamamen Ehl-i Kitab'a dayanır. Doğduğu zaman ken­disinden meşrik ve mağribi aydınlatan bir nurun parladığı, yedi yaşında Tevrat'ı ezberlediği, 40 yaşına basıncaya kadar dağ başlarında ve çöllerde vahşiler ve yırtıcı yaratıklarla yaşadığı yolundaki haberler yalan ve uydurma olduğu aşikar olanlar­dandır. Allah'ın İlyas'ı vahşilerle desteklemesinin detayları bilinmiyor, bu iş nasıl olmuştur, belli değil. Ayrıca ona 30 peygamber gücünün verildiği söylentisi muğ­lak bir ifadeden öteye bir anlam taşımamaktadır.Oğlu hastalanan kralın İlyas'ı hastalığa sebep bilmesi ve onu yakalamak için bir kaç kez belli sayıda cengâverlerden müteşekkil müfrezeler göndermesi ve bunların İlyas'm duasıyla yanmalarını dile getiren rivayetler tamamen Kitab-i Mukad-des'ten aktarılmıştır Kavminin inatçı ve kafirce tutumundan bezen îlyas'ın, ka­tma çekmesi için Allah'a yaptığı niyaz ve sonuçta nur giydirilip yarı insan, yarı me­lek bir şahsiyet olduktan sonra at veya ateş üzerinde göklere uçurulması da keza israiliyyattır, asılsız ve batıl bir söylentidi ve bu da aynen Kitab-ı Mukad-des'ten alınmıştır.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder