pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 PEYGAMBERLERİN HAYATLARI: HZ .HARUN(AS)IN HAYATI

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

29 Ekim 2021 Cuma

HZ .HARUN(AS)IN HAYATI

HZ .HARUN(AS)IN HAYATI
Hz. Hârûn, Mûsâ Aleyhisselâm’ın kardeşi, onun yardımcısı olarak İsrâiloğullarına gönderilen peygamberdir.
Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi yerde adı geçmekle birlikte hayatı ve faaliyetiyle ilgili fazla bilgi bulunmayan Hârûn Alehisselâm umumiyetle Hz. Mûsâ ile beraber zikredilmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm’de 
AYET: Hz. Hârûn’a vahiy geldiği, hidayete erdirildiği (en-Nisâ 4/163; el-En‘âm 6/84), 
AYET: lutufta bulunulduğu (es-Sâffât 37/114), 
AYET: güzel konuştuğu (el-Kasas 28/34),
 AYET: Hz. Mûsâ ile beraber ona da furkan verildiği (el-Enbiyâ 21/48) belirtilmektedir.
AYET: Hz. Mûsâ, Firavun’a gitmekle görevlendirilince kardeşi Hz. Hârûn’un kendisine yardımcı olarak verilmesini, görevine onun da ortak edilmesini Allah’tan istemiş, bu isteği kabul edilerek ona peygamberlik verilmiştir. (Tâhâ 20/29-36; el-Furkān 25/35; Meryem 19/53)
AYET: Daha sonra Hz. Mûsâ ile birlikte âyetler ve gerçek bir delille Firavun’a gönderilmiş (Yûnus 10/75; el-Mü’minûn 23/45), 
AYET: Firavun’un sihirbazları mağlûp olunca Hz. Mûsâ ve Hârûn’un rabbine inandıklarını açıklamışlardır (el-A‘râf 7/121-122; Tâhâ 20/70; eş-Şuarâ 26/48). 
AYET: İsrâiloğulları Mısır’dan çıktıktan sonra Hz. Mûsâ, ilâhî vaad gereği kırk günlük bir süre için Sînâ’ya giderken, “Yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma” diyerek kendi yerine Hz. Hârûn’u vekil bırakmıştır. (el-A‘râf 7/142)
AYET: Hz. Mûsâ Tûr’da iken kavminin, Sâmirî’nin iğvâsıyla (Tâhâ 20/85) buzağı heykeli yapıp ona tapmaya başlaması üzerine Hz. Hârûn Tevrat’ta kaydedildiğinin aksine, 
AYET: “Ey kavmim! Andolsun siz bununla fitneye düşürüldünüz. Rabbiniz çok esirgeyendir, siz bana uyun, emrime itaat edin” diyerek onları uyarmış (Tâhâ 20/90) fakat sözünü dinletememiştir.
Hz. Mûsâ, Tûr dönüşü kavminin buzağıya taptığını görünce Hz. Hârûn’a, 
AYET: “Ey Hârûn, onların saptıklarını gördüğün zaman sana ne engel oldu? Neden bana uymadın? Emrime karşı mı geldin?” demiş, saçından sakalından tutarak onu çekip sarsmış, bunun üzerine Hz. Hârûn, “Ey anamın oğlu, saçımı başımı tutma! Ben senin, İsrâiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın diyeceğinden korktum” diyerek gerekçesini açıklamış (Tâhâ 20/92-94), 
AYET: daha sonra Hz. Mûsâ Sâmirî’ye kızarak onu kovmuştur. (Tâhâ 20/95-98) 
AYET: Diğer bir âyette de (es-Sâffât 37/120) Hz. Mûsâ ve Hârûn’un hep hayırla yâdedilecekleri belirtilmektedir.
Hz. Harun kimdir?
Hz. Harun, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. Hz.Harun (A.S), Hz. Musa'nın ana ve baba bir büyük kardeşidir. Baba ismi İmran Bin Yasher'dir. Soyu Hz.Harun (A.S)'ın oğullarından Lavi'ye dayanmaktadır. Mısır'da dünyaya gelmiştir. Hz. Harun (A.S), Hz.Musa (A.S)'dan daha uzun boylu, beyaz tenli ve geniş sırtlı olarak tarif edilmektedir. Açık ve düzgün dili ile tanınan Hz. Harun (A.S), karakter özellikleri ile yumuşak huylu bir mizaca sahipti. Hz. Harun (A.S) ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de pek fazla bilgi mevcut değildir.
HZ HARUNUN  MESLEĞİ VE MUCİZELERİ 
Hazreti Harun (A.S) Mesleği
Hz. Harun (A.S)'ın mesleğinin vezir olduğu bilinmektedir.
Hazreti Harun (A.S) Mucizeleri ve İlgili Ayetler
Hz. Harun (A.S)'ın İsrailoğullarının yaşlılarına çeşitli mucizeler gösterdiği bazı dini kaynaklarda yer almaktadır. Bu mucizelerin detayından bahsedilmemektedir. Hz. Harun (A.S), bir dağın tepesinde Allah'ın oraya koyduğu bir evin içinde yatağa yatmış ve Allah (c.c) onu yanına almıştır. Bu evin yanında da güzel ve çok büyük bir ağaç oluşmuştur. Bu dağa ise Turu- Harun Dağı adı verilmiştir. Bu ölüm olayı da mucize olarak nitelendirilmektedir.
Araf Suresi 150. Ayet Tefsiri:
AYET: "Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. "
Mü'minun Suresi 45. Ayet Tefsiri:
AYET: "Sonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik."
Yunus Suresi 75. Ayet Tefsiri:
"Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi."
Hz. Harun, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. Hz.Harun (A.S), Hz. Musa'nın ana ve baba bir büyük kardeşidir. Baba ismi İmran Bin Yasher'dir. Soyu Hz.Harun (A.S)'ın oğullarından Lavi'ye dayanmaktadır. Mısır'da dünyaya gelmiştir. Hz. Harun (A.S), Hz.Musa (A.S)'dan daha uzun boylu, beyaz tenli ve geniş sırtlı olarak tarif edilmektedir. Açık ve düzgün dili ile tanınan Hz. Harun (A.S), karakter özellikleri ile yumuşak huylu bir mizaca sahipti. Hz. Harun (A.S) ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de pek fazla bilgi mevcut değildir.
HZ HARUNUN KISSASI
Hazreti Harun (A.S) Hayatı (kıssası)
Hz. Harun (A.S), İsrailoğulları peygamberlerindendir. Mısır'da yaşamıştır. İsrailoğulları ve diğer insanlar, Hz. Harun (A.S)'ın yolunu takip etmişlerdir. Bir gün Hz. Musa şöyle dua eder :
" Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum, kalbim sıkılır, dilim açılmaz olur. Onun için Harun'a da peygamberlik ver. Bir de onların aleyhimde de bir kısas davaları var. Bu nedenle benim canıma kastetmelerinden korkarım. Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun'u. Onunla arkamı kuvvetlendir. Onu içimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok teşbih edelim ve seni çok çok zikredelim. Şüphesiz sen bizi hakkı ile görensin."
Allah (c.c) bu duayı kabul etmiştir. Hz.Musa (A.S)'a şöyle söylenildi: " Gidin ve Firavuna peygamber olduğunuzu söyleyin" buyrulmuştur. Hz. Musa ile Hz. Harun bir gün bir dağa giderek bir ağacın üzerine yatak varmış ve uzanmışlardır. Orada Hz. Harun'un ruhunu Allahü Teala almıştır. Tih çölünde ölen Hz. Harun (A.S), Tih çölünde öldüğü zaman 117 yaşında olduğu bilinmektedir
Hazreti Harun (A.S) Mesleği
Hz. Harun (A.S)'ın mesleğinin vezir olduğu bilinmektedir.
Hazreti Harun (A.S) Mucizeleri ve İlgili Ayetler
Hz. Harun (A.S)'ın İsrailoğullarının yaşlılarına çeşitli mucizeler gösterdiği bazı dini kaynaklarda yer almaktadır. Bu mucizelerin detayından bahsedilmemektedir. Hz. Harun (A.S), bir dağın tepesinde Allah'ın oraya koyduğu bir evin içinde yatağa yatmış ve Allah (c.c) onu yanına almıştır. Bu evin yanında da güzel ve çok büyük bir ağaç oluşmuştur. Bu dağa ise Turu- Harun Dağı adı verilmiştir. Bu ölüm olayı da mucize olarak nitelendirilmektedir.
İlgili Ayetler;
Araf Suresi 150. Ayet Tefsiri:
AYET: "Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. "
Mü'minun Suresi 45. Ayet Tefsiri:
AYET: "Sonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik."
Yunus Suresi 75. Ayet Tefsiri:
AYET: "Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi."
Hz. Harûn (a.s), İsrailoğulları peygamberlerinden, Hz. Musa (a.s)'ın kardeşidir. Hz. Yusuf (as)'ın vefatından sonra Mısır'da yaşayan İsrailoğulları ve diğer insanlar, bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikatı unuttular. Bu arada Mısır'ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.
Kıbtîler, İsrailoğullarını hor görmeye başladılar; onları ağır, zor işlerde kullandılar.
İsrailoğulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz. Yakub (as)'ın oğullarına nisbetle on iki kola ayrılıyordu. Onlar Kıbtîlerin zulmünden kurtulmak istiyorlardı. Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerine rağmen onlara izin verilmemekteydi.
Her dönemde olduğu gibi, o dönemin Firavun'u da zulmü temsil ediyor ve insanları eziyet altında inletiyordu.
İsrailoğullarının çoğalması Kıbtîleri ve onların hükümdarı Firavun'u endişelendiriyordu. Onlar, İsrailoğullarının isyan ederek kendilerine zarar vermesinden korkuyorlardı.
Firavun, bir gün kâhinlerini yanına topladı. Gelecekle ilgili onlardan bilgi istedi. Kâhinlerden birisi Firavun'a İsrailoğullarından bir çocuğun doğacağını ve saltanatına zarar vereceğini bildirdi. Firavun, bunu duyar duymaz korktu ve tedbirler almaya başladı. Bunun için de İsrailoğullarının doğacak erkek çocuklarının tamamının öldürülmesini emretti.
Hz. Musa (as), bu dönemde doğdu ve öldürülmesin diye bir sandığın içine bırakılarak nehre atıldı. Firavun'un sarayında büyüdü. Allah diledi ve Musa'yı Firavun'un kucağında büyüttü.
Harun Peygamber, Hz. Musa (as)'ın büyük kardeşidir. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmeye başlanıldığı dönemden önce dünyaya gelmiştir.
Hz. Hârun (a.s.); Musa (a.s.)'dan daha uzun boylu, daha etli, daha beyaz tenli, daha geniş sırtlı olup açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi. Alnında da bir ben vardı. (Hâkim, el-Müstedrek, II, 577).
Harun peygamberle ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de pek fazla bilgi yoktur. Bir âyette Hz. Musa (as) ile birlikte zikredilmektedir.
Medyen'den dönerken Hz. Musa (as)'a peygamberlik verildi; peygamberlikle şereflendi.
Yüce Allah Hz. Musa (as)'a emretti:
AYET: "Firavun'a git, çünkü o azdı." (Tâhâ, 20/24).
AYET: Musa Peygamber "Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum."(Şuarâ, 26/12),
AYET: "Kalbim sıkılır, dilim açılmaz olur. Onun için Harun'a da peygamberlik ver. Bir de onların aleyhimde de bir kısas davaları var, bu sebeple beni öldürmelerinden korkarım." (Şuarâ, 26/13, 14),
AYET: "Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun'u. Onunla arkamı kuvvellendir. Onu işimde ortak kıl. Ta ki seni çok çok tesbih edelim ve seni çok çok zikredelim. Şüphesiz sen bizi hakkıyla görensin." (Tâhâ, 20/29-35) dedi.
AYET: Cenâb-ı Allah, Musa'nın bu duasını kabul etti. "Ey Musa! İstediğin sana verildi." (Tâhâ, 20/36) buyuruldu. 
AYET: Böylece Harun'a da peygamberlik verildi. "Firavun'a gidin, 'Biz âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz, bizimle beraber İsrailoğullarını gönder.' deyin." (Şuarâ, 26/16-17) buyuruldu.
Hz. Mûsa ve Hârun (a.s.) Allah Teâla'ya dua ettiler:
AYET: "Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz. Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm. Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir..." (Tâhâ, 20/45-48)
Bunun üzerine, Hz. Musa ve Hârun geceleyin Firavun'un yanına gittiler. Kapıyı çaldılar. Firavun kapının açılmasından dehşete düştü. Hz. Musa ve Hârun, Firavun'a kendilerinin Rabbûlâlemin olan Allah'ın elçileri olduklarını, kendisini dine davet etmek için geldiklerini söylediler. 
AYET: Firavun "Ben sizin en yüce Rabbinizim."(Nâziât, 79/24) diyerek onları reddetti.
Hz. Musa (as)'a vahyedildi:
AYET: "Kullarımla geceleyin yola çık. Onlara denizde kuru bir yol aç. Size yetişmelerinden korkma." (Tâhâ, 20/77)
Bu iki peygamber İsrailoğullarını geceleyin yola çıkardılar. Bu durumdan haberdar olan Firavun ve askerleri onları izledi. Hz. Musa (as), Hârun (as) ve İsrailoğulları, denizi geçerek kurtuldular. Firavun ve askerleri de denizde boğuldular.
AYET: İsrailoğulları Tih sahrasına geldiler. Rızık olarak kendilerine kudret helvası, bıldırcın kuşu verildi (Bakara, 2/57); onlar itirazlarını sürdürdüler.
AYET: "Biz bir çeşit yemeğe dayanamayız. Bizim için Rabbına dua et de bize toprağın bitirdiği sebzeden, acurdan, sarımsaktan, mercimekten ve soğandan çıkarsın."(Bakara, 2/61).
Musa peygamber, onlara öğütler de bulundu. Tûr dağına çağırıldığında ağabeyi Harun'u kendi yerine vekil bıraktı.
İsrailoğulları Mısır'dan çıkarken altınlarını, gümüşlerini de yanlarına almışlardı. Hz. Musa (a.s)'ın Tur'a gitmesiyle İsrailoğullarının münafıklarından Sâmiri bu altınları topladı ve bir kapta eriterek bir buzağı yaptı. Gönüllerinde yatan putçuluğu bir türlü tepeleyemeyen bu kavim buzağıya tapmaya başladı.
Hz. Hârun (as), onlara öğütlerde bulundu.
AYET: "Ey kavmim! Bununla imtihan edildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman olan Allah'tır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin." (Tâhâ, 20/90)
buyurdu. İsrailoğulları, Hz. Hârun (as)'ı dinlemediler.
AYET: "Musa, bize dönüp gelinceye kadar, biz o buzağıya tapmaya devam edeceğiz." (Tâhâ, 20/91) dediler.
Hz. Musa (a.s), Tûr Dağı'ndan döndüğünde kavminin buzağıya tapmakta olduğunu gördü. Buna çok üzüldü. Ağabeyine kızdı.
AYET: "Ey Hârun! Onların saptıklarını gördüğün zaman hana uymaktan seni alıkoyan nedir? Emrime isyan mı ettin?" (Tâhâ, 20/92-93)
dedi. Hârun Peygamberin yakasına yapıştı. Hârun Peygamber; Hz. Musa'ya İsrailoğullarının kendisini dinlemediğini anlattı. Musa peygamber öfkelendi ve Samiri'yi kovdu.
Allah Teâla, Musa (a.s)'ya Hârun (a.s)'u vefat ettireceğini, onu dağa getirmesini bildirdi.
Musa (a.s), Hârun (a.s)'un elinden tutarak dağa çıktılar. Hârun (a.s)'un Şibr ve Şibbîr adındaki oğulları da yanlarındaydılar. Dağın üzerinde görülmemiş güzellikte bir ağaç, yapılmış bir ev, evin içinde bir sedir, ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu. Hz. Musa (as) ile birlikte Hârun (as) yatağın üstüne yattılar. Allah Teâla Hârun (a.s)'un ruhunu bu halde iken aldı, sonra ağaç kayboldu, ev ve sedir semâya yükseldi. Hz. Musa (as), Hârun (a.s)'un cenaze namazını orada kılarak onu dağa defnetti. Yahudiler bu dağa Tûr-u Hârun adını vermişlerdir. (Taberî, Tarih, I, 223).
Hârun (a.s)'un Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yüz on yedi, yüz yirmi veya yedi yüz yirmi üç yaşında olduğu söylenir. (Yâkubî, Tarih, I, 41).
Hârun Peygamber uzun müddet yaşadı. Musa Peygamberle birlikte kavmine öğütlerde bulundu, kavminin nankörlüklerine göğüs gerdi.
Zaman geldi; Rabbine kavuştu, o da ölümü tattı. (bk. Şamil İslam Ansiklopedisi, Hz. Harun md.)
Hazreti Harun, Musa aleyhisselâmın ana-baba bir kardeşi ve peygamberlik görevlerinde yardımcı (veziri) idi.
Allah, Hz. Harun’a da peygamberlik görevi ihsan etmişti. Hayatta olduğu müddetçe Hz. Musa’ya yardım etti.
Hz. Musa’nın dilinde hafif bir pelteklik vardı. Ve Allah’a kendinin sahip olduğu bu durumundan dolayı Hz. Harun’u kendisine yardımcı olarak göndermesini istemiştir.
Ve Allah’a şöyle seslenmiştir:
- Ey yaratıcı Rabbim, kardeşim Harun’u bana vezir olarak gönder.
Hz. Musa’nın bu duası üzerine Allah, Hz. Harun’u ona vezir ve yardımcı olarak göndermiştir.
Hazreti Harun, çok güzel ve beyaz yüzlü, konuşması açık-seçik, karakter olarak ise yumuşak huylu bir zat idi.
Hz. Musa, İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmişti. Onları Firavun’un zulmünden kurtaracak, mukaddes topraklara götürecekti.
Hz. Musa, Firavun’un yanma, kendisine verilen peygamberlik görevini ve dinini anlatmak için gittiğinde Hz. Harun sürekli olarak onun yanında ve onun sözcüsü olarak yer almıştı.
Hz. Musa’nın farklı zamanlarda, Tur Dağı’na Allah’tan gelen vahiyleri almak için gittiğinde de kav-minin başına Hz. Harun’u elçi olarak bırakmıştı.
İsrail oğulları kavmi ile, Hz. Harun ve Hz. Musa’nın arasında geçen bu diyaloglar tafsilatlı olarak Kuran’da Tur ve Taha Surelerinde anlatılmaktadır. Nitekim o ayetlerden birinde:
AYET: « (Hazreti) Musa kardeşi Harun’a şöyle demişti; “Kavmimin içinde yerimi tut ve onların hallerini düzeltmeye çalış da fesad çıkaranların yoluna gitme.”» (Araf, 142)
Hazreti Musa Tur’a gittiği zaman, Harun aleyhisselâm İsrail oğullarının başında bulunmuş ve buzağıya tapanlara: “Siz bu yüzden fitneye düşmüş bulunuyorsunuz. Sizin Rabbiniz, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’dır. Bana uyunuz, benim sözümü dinleyiniz. Samiri gibi bir münafığın sözüne bakmayınız.” diyerek onlara etkili öğütler vermişse de, kabul etmediklerinden bir tarafa çekilerek Hazreti Musa’nın dönüşünü beklemiştir.
Bu Samiri hadisesi ise şöyle cereyan etmiştir:
Hz. Musa, Tur Dağına Allah’dan ilahi vahiyleri almak için gittiğinde, kavminin başına kardeşi Hz. Harun’u koymuştu.
Bu kavim arasında Samiri adında, kuyumculuk işi ile uğraşan biri vardı. Hz. Musa onların yanlarında iken, ona inanıyormuş gibi davranan fakat gerçekte hiçbir şekilde iman etmeyip, putlara inanmakta devam eden biriydi.
Hz. Musa’nın Tur Dağına çıkmasını fırsat *bilen bu kişi, altından büyük bir heykel yaptırıp, insanları buna inanmaları noktasında ikna etmeye çalışmıştır. Nitekim bu eyleminde başarılı da olmuştur. Zira İsrail oğulları, Hz. Harun’u dinlememiş, dikkate almamıştır.
Hz. Harun ise, onları ikna etme sürecinde, İsrail oğulları bölünüp iki kısma ayrılmasınlar ve birbirleriyle mücadele etmesinler diye, daha ileriye gitmemişti.
Hz. Musa, Tur Dağından döndükten sonra durumu görmüş, Hz. Harun ile de görüştükten sonra, yapılan buzağıyı kırıp Samiri’yi kovmuştur.
Rivayete göre Hazreti Harun aleyhisselâm, Hazreti Musa’dan yedi ay önce veya üç sene önce, yüz yirmi üç yaşında olduğu halde Tiyh sahrasında ölmüştür.
Tur-i Sina civarında “Mürran” dağındaki bir mağarada gömülmüştür. Kabri meşhurdur,
Her ikisine selâm olsun, Hazreti Musa ve Hazreti Harun’dan sonra, Hz. Musa’nın halifesi bulunan ve sonradan kendisine peygamberlik verilen Yuşa aleyhisselâm, İsrail oğullarını alıp çölden çıkarmış ve Kenan ilini Kenani’lerden almış, Şam diyarını fethetmiştir.
Yuşa aleyhisselâm, yirmi sekiz sene kadar İsrail oğullarına hakim olup, yüz on yaşında vefat etmiştir.
Kendisinden sonra, on altı kadar daha hakim gelip İsrail oğullarına reislik yapmışlardır. Bunların sonuncusu “İşmuil” aleyhisselâmdır. Bu zamana “Hakimler Devri” denir.
Sonra İsrail oğulları, kendilerine “Talut” adındaki bir zatı, hükümdar tayin ettiler. Bu tarihten sonra da, İsrail oğulları arasında “Melikler (Krallar) Devri” başlamıştır.
HZ.HARUN (AS.) NASIL VEFAT ETMİŞTİR?
Hz. Hârûn’un vefatıyla ilgili olarak İslâmî kaynaklarda çeşitli rivayetler vardır. Bunlara göre Allah Hz. Mûsâ’ya, “Hârûn’un ruhunu kabzedeceğim, onu şu dağa getir” diye vahyeder. Bunun üzerine Hz. Mûsâ ile Hârûn o dağa giderler. Dağa vardıklarında orada benzeri görülmemiş bir ağaçla bir ev ve üzerinde yataklar bulunan bir sedir bulurlar. Hz. Hârûn burada yatmak istediğini söyleyince Hz. Mûsâ “yat ve uyu” der. Hz. Hârûn’un isteği üzerine kendisi de yatar, ardından Hz. Hârûn’un ruhu kabzedilince ev ve yatak semaya yükseltilir. Hz. Mûsâ İsrâiloğulları’nın yanına döndüğünde kavmi Hz. Hârûn’u göremeyince onu Hz. Mûsâ’nın öldürdüğünü iddia ederler. Fakat Hz. Mûsâ’nın iki rek‘at namaz kılıp Allah’a dua etmesi üzerine Hz. Hârûn’un üzerinde vefat ettiği yatak semadan iner ve böylece İsrâiloğulları gerçeği görüp kabul ederler. (Sa‘lebî, s. 187-188)
Başka bir rivayete göre ise kavminin ithamı üzerine Hz. Mûsâ onları Hz. Hârûn’un kabrine götürür ve Hz. Hârûn’a seslenir. Hz. Hârûn başından toprakları silkeleyerek kabrinden kalkar. Hz. Mûsâ’nın, “Seni ben mi öldürdüm?” sorusuna “hayır” cevabını verince Hz. Mûsâ ona, “Yatağına geri dön” der, Hz. Hârûn da tekrar ölüm uykusuna yatar. (Taberî, I, 434)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder